Normal People Dizi İncelemesi – Hulu & BBC & Blu TV


Normal People dizisi önce BBC sonrasında ise dijital ortamda Hulu tarafından yayınlandı. İrlandalı yazar Sally Rooney’nin 2018 yılında yayınlandığı aynı isimdeki romanından diziye çevrilen Normal People BBC’de ve sonrasında Hulu’da yayınlanmaya başladığı andan itibaren büyük bir ilgi uyandırdı.  Dizinin yönetmenliğini Lenny Abrahamson ve Hettie Macdonald yapıyor. Normal People dizisinin başrollerinde ise Daisy Edgar-Jones ve Paul Mescal yer alıyor. Dizinin IMDb puanı ise 8.9

Normal People – Marianne ve Connell

Normal People Dizisinin Konusu

Normal People dizisi ana karakterlerimiz Connell (Paul Mescal) ve Marianne (Daisy Edgar-Jones) arasında geçen fırtınalı bir aşk hikayesini konu ediniyor. Marianne ve Connell İrlanda’da bulunan Sligo isimli bir kasabada aynı lisede okumaktadırlar. Marianne okulda kimseyle konuşmayan içine kapanık başarılı bir öğrencidir. Connell ise hem başarılı hem de geniş bir arkadaş çevresine sahip bir öğrencidir. İkili arasında lisede başlayan aşk hikayesinin üniversite yıllarına kadar uzandığı karmaşık olaylarla dolu bir hikayeyi izliyoruz.

Normal People Nerede Çekildi?

Normal People dizisi çoğunlukla İrlanda’da çekilmiş. İrlanda’nın Sligo ismindeki bir kasabasında başlayan hikayemiz Dublin, İsveç ve İtalya ile devam ediyor.  Ayrıca İtalya’da çok güzel bir evde çekilen bir bölüm herkesin ilgisini çekmişti. Evin airbnb linkini aşağıda bulabilirsiniz.

Normal People İtalya’daki ev

Normal People Spotfiy Listeleri

Normal People dizisinin bir diğer sevilen özelliği de çalan şarkılardı. Hulu Marrianne ve Connell’ın şarkı listelerini Spotify’da bir araya getirmiş.

Normal People: Marianne’nin Playlisti

Normal People: Connell’nin Playlisti

Spoiler Uyarısı : Bu bölümden sonraki metinde spoiler içeren bilgiler yer alıyor.

Normal People Dizi Değerlendirmesi

Dizinin ilk bölümlerinde Sligo kasabasında geçen hikayede Connell ve Marianne lise son sınıf öğrencisi olarak eğitimlerine devam etmektedir. Marianne okulda kimse ile muhatap olmayan, kimsenin de -alay etmek dışında- onunla konuşmadığı, arkadaşı olmayan bir genç kızdır. Connell ise bir arkadaş çevresine sahip, okulda tanınan ve gözde bir öğrenci olarak hayatını sürdürmektedir. Connell ile Marianne’in kesişimi aynı sınıfta olmaları ile sınırlı değildir, Connell’ın annesi Marianne’in evinde temizlik işleriyle ilgilenen bir kadındır. Connell’ın annesi Lorraine (Sarah Greene) Connell’a Marianne’in hassas bir kız olduğu, onunla iletişim kurması gerektiğiyle ilgili telkinler vermektedir. Her ne kadar ikili baş başa iken diyalog kurabilseler de Connell’ın arkadaşlarının tutumu sebebiyle okulda iletişim kuramazlar. Bu durum Connell’ın “ne olursa olsun onlar benim arkadaşım” bakış açısından kaynaklanmaktadır. Connell, Marianne’in dışlanmasını her ne kadar içten içe doğru bulmasa da lise çağındaki bir çocuk olarak bu duruma tepki koyabilecek öz güvene sahip değildir. Connell’ın bu tavırlarından yani pasif halinden de anlayabileceğimiz gibi kendisi korkuları olan, tek başına bir birey olmaktan çekinen, fikirlerini beyan etmekten mütemadiyen geri duran bir karakterdir. Marianne ise halihazırda okuldaki kimseden ve ailesinden sevgi görmeyen yalnız bir genç kız olarak fikirlerini beyan etmekten geri durmayan, kaybedecek bir şeyi olmadığını düşünen ve bu sebeplerle bulunduğu ortamlarda “aykırı” biri olarak göze çarpan bir karakterdir.

Bu yazı da ilginizi çekebilir!  Yep Yeni Bir İnternet Dizisi : Fi

Marianne’in Connell’a ondan hoşlandığını söylemesi ile herkesten gizli bir ilişki yaşamaya başlarlar. Ancak bu durum tabii ki sağlıklı değildir. Yakalandıkları Lorraine hariç kimsenin bilmediği bu ilişki herhangi bir isme sahip değildir ve cinsel odaklıdır. Mezuniyet balosuna Marianne’i davet etmeyi düşünmeyen, önceden kısa bir ilişkisi olduğu bir kız arkadaşını davet eden Connell’ın bu durumu Marianne’e açıklamasıyla ipler kopar ve ilk ayrılığa şahit oluruz. Ne yazık ki ortada bir ilişki olmadığı için bir ayrılık konuşması da yapılmamıştır. Marianne kırgınlığını derslere devam etmemek, Connell’ın iletişime geçme çabalarına yanıt vermeyerek ortaya koyar. Connell’ın bu tavrı, onu tek başına iyi bir insan olarak yetiştirmeye çalışan annesi Lorraine tarafından da tepki alır. Connell yaptığı hatanın farkında ve mutsuzdur ancak telafisi yoktur.

Bu ilişki sürecinde Connell ile Marianne’in ahlak ve bakış açılarının benzer olduğunu ancak Connell’ın düşüncelerini yansıtamadığını görüyoruz. Marianne’in geleceğe yönelik Connell’ı yönlendirmeleri ile kararsızlık içerisinde sürüklenen Connell ilgi alanı olan, sevdiği bölümü yazarak İngilizce okumaya karar veriyor.

Ertesi sene üniversiteye Dublin’e giden Connell, onu seven insanların artık etrafında olmadığı ve yalnız başına ayakta kalması gereken bir sürece başlıyor. Bu süreçte önceden de tam olarak hissedemediği gibi yaşadığı bu yeni şehirde de kendisini iyi ifade ettiğini, mutlu olduğunu, kendisi olduğunu hissedemiyor. Katıldığı bir ev partisinde sınıftan bir arkadaşının sevgilisi olan Marianne ile karşılaşıyor. Marianne ise yaşamaya başladığı bu yeni şehirde bir arkadaş grubuna katılmış, beğenilen, başarılı bir kadın olarak öne çıkıyor ancak evvelden gelen sevgisizlik onun yakasını bırakmıyor. Bu sebeple insanların ona bakışlarındaki güvensizlikle yaşamına devam ediyor. Connell ile karşılaşmalarından kısa bir süre sonra var olan ilişkisine son veriyor ve Connell ile tekrar adı konulmamış bir ilişkiye başlıyorlar.

Bu yazı da ilginizi çekebilir!  The Punisher: Spoilersız İnceleme

Connell lisede yaptıkları yüzünden pişman olduğunu belirtiyor ve özür diliyor. Sevgisizlik her zerresine işlemiş Marianne ise bu hareket karşısında dirençle durmuyor ve onu affediyor. İkilinin yeni birlikteliği başlarda önceki gibi gizli olsa da zamanla bu durum evriliyor. Her ne kadar başka bir şehirde, farklı şartlarda süren bir ilişki olsa da Connell, insanların içinde Marianne’den uzak durup, ona temas eden erkek arkadaşını kıskanınca Marianne’in tepkisi ile karşılaşıyor. Sevildiğini sadece yalnızken değil her şartta hissetmek isteyen Marianne’in bu haklı tepkisi meyvelerini veriyor ve mutlu olduğu bir ilişki sürüyorlar. Ancak Connell’ın maddi durumu sebebiyle kasabaya dönmesi gerektiğinde bir kalacak yer problemi oluyor. Marianne’den onun evinde kalabileceği teklifini beklerken bir andan iletişim problemi sebebiyle “başka insanlarla görüşmek isteyecekleri” ifadesiyle ayrılıyorlar. Elbette tekrar buluşacaklar çünkü bu devamlı kopuş ve karşılaştıktan kısa süre sonra tekrar başlama hali izleyici için de onlar içinde öğrenilmiş çaresizliğe dönüşmüş durumda.

Sonraki buluşmalarında Marianne’in Connell’a yeni sevgilisiyle bdsm yani partnerine gücü teslim ederek teslim olduğu bir cinsel ilişki içerisinde olmasından bahsediyor. Daha önce ondan böyle bir talebi olmayan Marianne’in söyledikleri karşısında deyim yerinde ise Connell kahroluyor. Marianne ise cevaben Connell ileyken her şeyin gerçek ve duygu doluydu olduğunu, bunlara ihtiyaç duymadığını söylüyor. Marianne’in daha önce annesinin babası tarafından şiddete uğradığı bilgisi ve abisinden gördüğü psikolojik ve maddi şiddetin bir neticesi olarak maruz kaldığı sevgisizliği bu yolla batırdığını düşünmekteyiz. Elbette sevdiği adamın onu terk etmiş olmasının verdiği acıyı da unutmamamız gerekli.

Dizinin bir bölümünde Marianne, erkek arkadaşı Jamie (Fionn O’Shea) ve yakın arkadaşı  Peggy (India Mullen) ile tatil yaptığı İtalya’daki aile konutuna o sırada interrail ile Avrupa’yı gezen Connell ve arkadaşını davet ediyor. Jamie’nin Connell’a karşı gösterdiği agresif tavırların Marianne’e de yansıması sonucunda Marianne yine Connell’a yakınlaşıyor. Bu bölümde Marianne’in ailesiyle olan sıkıntılarından Connell’a bahsettiğinde beklediği desteği göremeyen, hatasının arandığını düşünen bir Marianne görüyoruz. Connell yine düşündüklerini doğru yansıtamıyor ve Marianne’e bir acı daha bırakıyor. Marianne ile Connell’ın bisikletle gezdiği, dondurma yediği kısımda Richard Linklater yapımı Before üçlemesinin üçüncü filmi olan Before Midnight havası veriyor ve içimizi ısıtıyor.

Bu yazı da ilginizi çekebilir!  Doctor Who Yeni Sezon Nasıl Başladı? - Dizi Değerlendirmesi
Normal People – İtalya’daki ev

Genel olarak dizide kullanılan çekim açıları, renkler, mekanlar konusunda hikaye ile uyumu harika. Hikayenin gelgiti, karakter dönüşümü, diyaloglar çok başarılı yansıtılmış. Her ne kadar bir anda sahne kesildikten sonra üç ay, altı ay gibi uzun zamanlar geçmiş olsa da seyirciyi yabancılaştırmıyor. Kült dizileri düşündüğümüzde aylarca belki yıllarca izleyip onlarla gülüp üzüldüğümüz dizilerin başardığının kat be kat fazlasını yalnızca 12 bölümde ortalama yarımşar saatlik sürelerle bizlere verebiliyor. Bu seri bittiğinde ilişkilere bakış açılarımız değişebilir. Garipsediğimiz bir tavrın altındaki acı bir sebep olma ihtimalini daha az göz ardı edebiliriz. Karakterlerimiz kendilerini garip, uyumsuz hatta aykırı bulsalar da çok “gerçek” işlenmiş bu hikayeyle onların “normal insan” olduğunu benimsetmeyi başardı.

Not: BluTV Normal People dizisinin yayın haklarını satın aldı. Dizinin 1.sezonu ve yayınlanacak olan 2. sezonu Türkiye’de BluTV üzerinden yayınlanacak. Diziyi artık Hulu üzerinden değil Blu TV üzerinden izlyebilirsiniz.

Feyza Aktepe

Bu postu puanlamak için tıkla
[Toplam: 3 Average: 4.7]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.