Yalnız Hissettirmeyen 5 Müthiş Dizi


Yalnız Hissettirmeyen 5 Müthiş Dizi

Bu yazımızda içinde bulunduğumuz zor günleri aşmamızı sağlayacak, yalnız hissettirmeyen, kalabalık hissettiren, bize benzeyen karakterlerin varlığı ile güç bulacağımız dizilerden bahsedeceğiz. Listedeki dizilerden bir bölümü depresif bir bölümü ise yalnız insanların hikayesini bir bölümü ise mutlu olacağınız insanların hikayesini anlatıyor. Ama genel oalrak izleyip durumlardan ders çıkaracağınız dizilerden oluşuyor listedeki diziler.

5. Girls

Girls dizisi ana karakterleri

Listemizin 5. sırasında yer alan dizi Girls. Amerikan bağımsız sinemasının yakın dönemde çıkış yapan isimlerinden biriydi Lena Dunham. Kendisi genç yetenekli bir kadın yazar, yönetmen ve oyuncu. Aynı zamanda New Yorker gibi dergilerde de makalelerini okuduğumuz bir isim uzun zamandır. Girls de kendisinin televizyon dizisi projesiydi. Çeşitli komedi dizileri ve nevi şahsına münhasır dramedilerden tanıdığımız ve sevdiğimiz Judd Apatow kendisinin bir dizi proje için yapımcılık görevine geldi. Ve HBO’da 6 sezon boyunca devam etti.

2012 yılında yayın hayatına başlayan Girls dizisi toplamda 6 sezon sürdü ve 2017’de yayın hayatına son verdi. Aradan geçen bu 6 yılda 62 bölümde karşımıza çıktı Girls dizisi. Ve aslında tıpkı adında da vaat ettiği gibi bir grup kız arkadaşın hikayesini anlattı bize. Fakat bu kız arkadaşların özelliği aslında bunların biraz da Y kuşağı sonrası aslında Z kuşağı diyebileceğimiz. Bir kuşağın hikayesini anlatıyor olması.

New York’da kendi hallerinde nevi şahsına münhasır birbirinden farklı 4 genç kadını merkeze alıyor Girls dizisi. Aralarında çeşitli arkadaşlık ya da uzaktan akrabalık bağı olan bu 4 kadının ve etrafındaki adamların ve kadınların hikayesine uzanıyordu. Aslında sarsak, ne idüğü belirsiz bir yetişkin profili çizen bir grup genç anlatma fikri oldukça heyecan vericiydi. Ve Girls dizisi de bu işi çok iyi beceren yapımlardan birisi. Girls tam olarak bir jenerasyon hikayesi ve bir jenerasyonun tam olarak görselleştirilmiş, hikayeleştirilmiş bir dizi formatına oturtulmuş versiyonuydu adeta. Adından yola çıkarak bir kadın dizisi olduğunu düşünebilirsiniz ama Girls dizisinin erkek seyircilerinin sayısı da azımsanmayacak kadardı.

Girsl’ün harika bir oyuncu kadrosu var başta Lena Dunham olmak üzere 4 kadın oyuncu da harikalar yaratıyordu Girls dizisinde. Dizide Marnie Michaels karakterine hayat veren Allison Williams’ın da ilk çıkış yaptığı dizi diyebiliriz. Yine bir başka oyuncu Adam Driver’ın da büyük kitlelere ulaşmayı başardığı bir dizi olarak dikkat çekiyor Girls dizisi.

4. The Big C

The Big C dizisi ana karakterleri

Yalnız hissettirmeyen dizi listesinde 4 numarada oldukça özel bir dizi yer alıyor. Showtime’ın kadın başrollü dizileri arasındaki en önemli dizilerinden birisiydi. 2010’lu yıllarda Showtime bu konuya fazlaca zaman ve prime time ayırdı. The Big C de onlar arasındaki belki de en etkileyici yapımlardan birisiydi. The Big C dizisi toplamda 4 sezon ve 40 bölümden oluşuyor. Başrole de Laura Linney’i taşıyor ve kendisi gerçekten olağanüstü bir performans sergiliyor bu dizide.

Bu yazı da ilginizi çekebilir!  10 Soruda Atiye Dizisi Hakkında bilinmesi Gerekenler - Netflix

Filmin hikayesinden kısaca bahsetmek gerekirse Amerika’da banliyö hayatı yaşayan kendi halinde bir , aynı zamanda da öğretmenlik yapan, kocası ve oğlu ile birlikte yaşan bir kadının kanser tanısı konduktan sonraki hayatı merkeze alıyor. Ve bu zorlu, mücadele etmesi kuvvet isteyen rahatsızlıkla baş etme sürecini konu ediniyor.  Laura Linney canlandırdığı karaktere gerçekten dört elle sarılmış bir performans sergiliyordu. Bizi ana karakterimizin her anına ve her durumuna ikna edip aynı zamanda da çok zorlu bir hastalığı yenmeye çalışan hem de ailesine ve olabilecek en kötü senaryoda geride bırakacaklarını düşünerek iyi bir hayat bırakmak isteyen bir kadının mücadelesini olağanüstü bir şekilde yansıtıyordu.

İnsanın burnunu sızlatan ama aynı zamanda da ona garip bir şekilde güç veren bir diziydi The Big C. Özellikle ilk 3 sezonu daima mücadele, hayatta kalma ve tüm zorluklara rağmen bu hastalıkların üzerinden gelme şeklinde kuruluydu. Son sezonun biraz daha zorlayıcı olduğunu söyleyebilirim. Ama The Big C’nin özellikle bu listede yer almasının en önemli nedenlerinden birisi “hayatı kutlayan” dizilerden bir tanesi olması. Bu güzel diziyi henüz keşfetmediyseniz muhakkak radarınıza sokun.

3. Six Feet Under

Six Feet Under dizisi ana karakterleri

Listemizin 3. sırasında gerçek bir kült klasik yer alıyor. Gerçek bir televizyon tarihinin gelmiş geçmiş en iyi dizilerinden bir tanesi. Bana sorarsanız en iyisi. 2001’den 2005’e kadar süren ve toplamda 5 sezon ve 63 bölümden oluşan Six Feet Under pek çok özelliği ile televizyonun başına gelmiş en iyi şeylerden biriydi. Çünkü 5 karakteri de birbirinden farklı bir aileyi merkeze alıyordu ve bu ailenin her karakteri de kendisine ait  bir sorun ya da hayatta kalma mücadelesi ile karşı karşıyaydı. Hepsini bir araya getiren ortak özellik ise aslında çeşitli mental problemler ya da kaygılar yaşıyor olmalarıydı.

Bütün bunların ötesinde Cenaze levazımatçısı bir ailenin hikayesini anlatıyordu aslında Six Feet Under. Dizinin hemen ilk bölümünde bu aile babalarını kaybediyordu. Ve aslında bundan sonraki yas sürecini takip ediyordu özellikle ilk sezonunda. Ve cenaze levazımatçısı bir aile oldukları için de her bölümde dizinin lokomotifini sağlayan olay bu cenazeler. Aslında Six Feet Under’ın her bölümü birinin ölümü ile açılıyordu ve bölüm içinde de o ölen kişinin hikayesi bölümün lokomotifiydi. Bununla birlikte de elbette devam eden karakter hikayeleri ile de bir akışa sahipti Six Feet Under.

Bu yazı da ilginizi çekebilir!  Muhteşem Bir Dizi : That '70s Show

Six Feet Under’de listedeki diğer diziler gibi nefis oyuncu kadrosuna sahip. Michael C. Hall,Peter Krause ve Rachel Griffiths bunlardan bazıları. Pek çok dalda Altın Küre ve Emmy ödülleri kazanan bir diziydi Six Feet Under. Aynı zamanda yaratıcısı Alan Ball’un da televizyon başyapıtları arasında başı çekiyor. Six Feet Under’ı bu kadar önemli kılan şey ise hayatta tüm farklılıklarımızla olduğumuza dair bir cümle kuruyor olmasıydı aslında. Bu arada dizinin oldukça ağır ve depresif bir yapıya sahip olduğunu da hatırlatalım. Hızlı hızlı bitirilecek dizilerden birisi değil.

2. BoJack Horseman

BoJack Horseman

Yalnız hissettirmeyen dizilerimizin olmazsa olmazı listemizin 2 numarası. Çünkü hem televizyonun görüp görebileceği en kendine has karakterlerden birisini merkeze alıyor hem de aslında hepimizin hayat içinde bir izdüşümüne rastlayabileceğimiz ölçüde de bir tip aslında bu kişi. 90’lı yılların en ünlü dizilerinden birinin yıldızı olan fakat daha sonra Hollywood’taki kariyerinin gittikçe söndüğü bir atı merkeze alıyor BoJack Horseman. Diziye adını veren karakter de bu at.

90’larda bir sitcom ile büyük bir sükse yaratmış fakat daha sonra ününü kaybetmiş ve daha küçük işlerle yoluna devam etmiş bir karakter bu. BoJack Horseman’a giriş yaptığımız andan itibaren Bo Jack Horseman’ın kendisiyle birlikte bir kaç farklı karakter daha tanıyoruz. Bunlardan biri manejeri  Princess Carolyn diğeri de BoJack’in hayatını kaleme alan ama onun ağzından hayalet yazarı olan Diane karakteri, bir diğeri de uzun süredir evinde kalan Todd Chavez karakteri, bir diğeri ise BoJack’in aslında bir yerde rakibi gibi de olan bir başka 90’ların ünlü yıldızı Mr. Peanutbutter. Bu karakterlerin etrafında geziyor BoJack Horseman. Toplam 6 sezon 77 bölümden oluşan bir külliyat. 6. ve son sezonu yakın zaman önce noktalandı.

Bir Netflix Orjinali BoJack Horseman. Bana sorarsanız da Netflix’in en iyi dizisi. En önemli özelliği de aslında bir animasyon dizisi olmasına rağmen hiç bir animasyonda görmeyeceğiniz kadar belki karanlık bir kahramanı ve dünyayı merkeze alması. Her ne kadar komedi olsa da dizinin türü BoJack’in karakteri açıldıkça, genişledikçe BoJack’in kendi dışındaki karanlık koridorlarında gezinmeye başlıyorsunuz. Bir anlamda bu dizi BoJack’in uzunca bir terapi seansı gibi. Sanırım televizyon tarihinin görmüş olduğu en komplike karakteri izleyici ile buluşturuyor BoJack Horseman.

1. Fleabag

Fleabag

Geldik listemizin 1 numarasına. 2016’da ilk sezonu ile karşılaştık Fleabag’in. Toplamda 6 bölümden oluşuyordu bu ilk sezon. Phoebe Waller-Bridge’ın hem yazar hem de oyuncu olarak karşımıza çıktığı bir işti Fleabag. Dizi İngiltere’de yayınlandıktan sonra Amazon tarafından satın alındı ve tüm dünyada daha geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Aslında yayınlandığı süreden sornaki yıllarda ününe ün katan nadir dizilerden biri oldu.

Bu yazı da ilginizi çekebilir!  Game of Thrones : 7. Sezon 1. Bölüm İncelemesi

Çünkü ilk sezonuyla ikinci sezonu arasında toplamda 3 yıl var Fleabag’in. İlk sezonu 2016, ikinci sezonu 2019’da karşımıza çıktı ve Phoebe Waller-Bridge’ın açıklamasına göre bir  3. sezon olamayacak. Yani dizi toplamda bu iki sezon ve 12 bölümden oluşuyor. Fleabag özellikle 2. sezonuyla tüm dünyada özellikle Amerika’da büyüdüğü bu sezonuyla Emmy, Golden Globe gibi pek çok televizyon ödülünü sildi süpürdü. Neyin en iyi komedi dizisi adaylığı varsa sildi süpürdü aslında. Ve gerçekten de tüm ödülleri hak eden bir dizi bunu gönül rahatlığı ile söylemek mümkün.

Oyunca kadrosu gerçekten çok iyi olan Fleabag dizisinde özellikle Oscar alan Olivia Colman performansı ile dikkat çekiyor. Aynı şekilde başroldeki Phoebe Waller-Bridge’de. Çok özel ve  tuhaf bir kadın karakteri merkeze alıyor Fleabag.  Bağımsız bir genç kadının hikayesini anlatmaya başlıyor ve oldukça saçma sapan ve absürt bir seks sahnesi ile başlıyor Fleabag ve bu kadının hayatındaki tüm sarsak olayları takip ederek devam ediyor.

İlk sezonunda çok yakın bir arkadaşını görüyoruz flashbacklerde fakat bu arkadaşına ne olduğunu da bilmiyoruz ve gittikçe de bu olay çözülüyor dizide. Bir yandan da dizide kendi kız kardeşiyle de, üvey annesiyle de çeşitli maceralar bekliyor. Ana karakterimiz gözümüzün önünde çeşitli yollar katediyor. Önce sahip olduğu sevgilisinin avanaklığına daha fazla tahammül edememeye başlıyor. Bir yandan da başka insanlara güven problemleri yaşarken, bir yandan da keyfine bakmak isterken diğer yandan da aile sorunları yaşıyor. Hikaye bu şekilde akıyor. Yakın arkadaşı ile ilgili bir gizem çözülüyor.

Fleabag’in en önemli taraflarından birisi ise 4. duvarı yıkan bir dizi olması. Ana karakterimizin sık sık kameraya bakarak bizi olayların şahidi olarak konumlandırması. Bu açıdan da aslında dizi eşine benzerine rastlanmaya bir üslup  yakalıyor. Gerçekten de buradan Phoebe Waller-Bridge’ın senaryo başarısına çok büyük bir kredi vermemiz gerekiyor. İnanılmaz büyük bir incelikle yazılmış bir dizi Fleabag. Hem senaryosu hem akan hikayesi çok etkileyici. 4. duvarı yıkma meselesi özellikle 2. sezonda dahiyena bir olaya dönüşüyor. Bana sorarsanız gelmiş geçmiş en iyi dizilerden birisi. Mutlaka izlemelisiniz. Eğer gerçekten yalnız, mutsuz, değersiz hissediyorsanız mutlaka izleyin ve yalnız olmadığınızı hatırlayın.

Not : Bu yazı Melikşah Altuntaş’ın podcast serisi Dizi Komasından derlenerek oluşturulmuştur.

 

Bu postu puanlamak için tıkla
[Toplam: 1 Average: 5]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.